Bir Yaz Sonu Kokusu ve İçimde Kalan Sorular
Kardesgezitekneleri’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Turşuluk salamura sirke midir” konusunu sizin için araştırdık.
Kayseri’de yaz akşamları hep aynı kokuyla başlar: güneşin taş duvarlara vurup bıraktığı sıcaklık, rüzgârın bir anda serinleyip insanın ensesine dokunması ve sokak aralarından yükselen o hafif toprak kokusu… Ama benim hafızamda yaz, hep turşu kokusuyla birlikte gelir.
Çünkü bizim evde yaz demek, turşu demekti.
25 yaşındayım. Hâlâ bazı şeyleri çözememiş gibiyim. Hâlâ günlük tutuyorum; bazen tek bir cümle, bazen sayfalarca. Ama en çok da çocukluğumun mutfağında kaldım sanırım. Özellikle de anneannemin o küçük, loş mutfağında.
O mutfakta öğrendiğim en büyük sorulardan biri de şuydu: Turşuluk salamura sirke midir?
O zamanlar bu soru bana sadece teknik bir merak gibi gelirdi. Ama büyüdükçe anladım ki bu soru, aslında hayatımın içinde dönüp duran bir belirsizlikti.
Anneannemin Mutfağında Başlayan Hikâye
Anneannemin mutfağı küçük ama kalabalıktı. Duvarlarda eski tepsiler, cam kenarında fesleğenler, pencerenin hemen altında ise her zaman büyük bir turşu bidonu dururdu.
O bidonun içinde hayat vardı sanki. Havuçlar, salatalıklar, lahana parçaları… Hepsi sessizce birbirine karışmış, zamanla başka bir şeye dönüşüyordu.
Bir gün, henüz 10-11 yaşlarındayken, merakla sordum:
“Anneanne, bu su neden bu kadar ekşi kokuyor?”
Bana bakıp gülümsedi. Elindeki tuzu yavaşça suya bıraktı.
“Bu sirke değil,” dedi. “Bu salamura.”
O an içimde küçük bir kırılma oldu. Çünkü ben o zamana kadar her ekşiyi sirke sanıyordum. Sirke varsa turşu olur diye düşünüyordum. Ama anneannemin dünyasında işler daha farklıydı.
O gün defterime şunu yazmışım:
“Turşunun suyu sirke değilmiş. Ama o zaman ne?”
Yıllar sonra o cümleye bakınca içimde garip bir sızı hissettim. Çünkü aslında o soru sadece kimyasal bir merak değildi. Hayatım boyunca cevap aradığım şeylerin başlangıcıydı.
Komşu Teyzenin İtirazı ve İlk Kafa Karışıklığım
Bir gün aşağı komşumuzun evine gittik. Orada kurulan sofralar, bizimkinden hep daha düzenli görünürdü. Her şey daha parlak, daha ölçülüydü.
Turşu konusu açılınca komşu teyze hemen araya girdi:
“Biz hep sirkeyle kurarız, salamura falan uğraştırır.”
Anneannemin yüzü değişmedi ama gözlerinde ince bir çizgi belirdi. Sanki bir şeyleri yutmuş gibi.
Sonra eve dönerken bana döndü:
“Bak kızım, herkes turşusunu kendi bildiği gibi kurar. Ama salamura başka bir şeydir, sirke başka.”
O an ilk kez şunu hissettim: Dünyada tek bir doğru yoktu.
Ama ben yine de tam anlayamamıştım. İçimde aynı soru dönüp duruyordu:
Turşuluk salamura sirke midir?
Ve bu soru, sanki içimde büyüyen bir boşluk gibi genişliyordu.
Turşuluk Salamura Sirke midir? Sorusunun İçimde Büyümesi
Yıllar geçti. Ben büyüdüm. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken artık çocuk değildim ama içimdeki soru hâlâ aynı yerde duruyordu.
Üniversiteye başladığımda şehir değişti, insanlar değişti ama bazı alışkanlıklar değişmedi. Her dönüşte evin mutfağına girer, turşu bidonuna bakar, o kokuyu içime çekerdim.
Bir gün arkadaşlarımla konuşurken konu yine turşuya geldi. Biri dedi ki:
“Sirke olmadan turşu mu olur?”
İşte o an içimde bir şey koptu.
Çünkü ben anneannemin salamurasını biliyordum. Sirke yoktu belki ama sabır vardı, tuz vardı, beklemek vardı.
O gece eve gidince defterime uzun uzun yazdım:
“Belki de mesele sirke değil. Belki de mesele dönüşüm.”
Ama yine de net değildim.
Denemeye Karar Verdiğim Gün
İlgili Makale: Turşu yaptıktan sonra kapağı açılır mı ?
Bir gün kendi başıma turşu kurmaya karar verdim. Kimseye sormadım. Sadece marketten aldığım salatalıklarla eve döndüm.
Masaya oturdum. Önüme iki seçenek koydum: sirke mi, salamura mı?
Telefonumda tarifler açık, ama hiçbirine tam güvenmiyorum. Çünkü her tarif başka bir şey söylüyor.
O an içimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki küçük bir hayat kuruyormuşum gibi.
Ve sordum kendime yine:
Turşuluk salamura sirke midir?
Bu soru artık sadece bir merak değildi. Bir karar anıydı.
O Anın Kokusu
Tuzlu suyu hazırlarken elim titredi. Sirkeyi eklerken değil, eklememeye karar verirken daha çok titredi.
Cam kavanozun içine salatalıkları dizerken, anneannemin ellerini hatırladım. Onun sessiz sabrını, acele etmeyişini…
Kavanozu kapattığımda içimde garip bir boşluk vardı. Sanki bir şey eksik kalmıştı ama ne olduğunu bilmiyordum.
Günler geçti.
Kavanozu her açtığımda kokusuna baktım. Bekledim. Sabrettim.
Ve o bekleyiş bana bir şey öğretti: bazı cevaplar hemen gelmiyordu.
Bir Gün Gelen Gerçek
Turşu olgunlaştığında, ilk lokmayı aldığımda durdum.
O ekşilik… ne sadece sirkeydi ne sadece tuzlu su.
Başka bir şeydi.
O an içimde bir şey netleşti. Gözlerim doldu ama nedenini hemen anlayamadım.
Sonra defterimi açtım ve şunu yazdım:
“Belki de turşuluk salamura sirke değildir. Belki de ikisi de değildir. Belki de turşu, ikisinin arasında kalan sabırdır.”
O cümleyi yazarken içimde bir rahatlama hissettim. Yıllardır taşıdığım bir soru ilk kez hafiflemişti.
Bugün “Turşuluk salamura sirke midir” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Kardesgezitekneleri ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Kayseri’ye Dönüş ve İçimdeki Değişim
Kayseri’ye döndüğümde anneannemin mutfağı hâlâ aynıydı. Sadece biraz daha sessizdi.
Turşu bidonunun yanına oturdum. Ona baktım.
Anneannem yanımda olsaydı, belki yine aynı şeyi söylerdi:
“Salamura başka, sirke başka.”
Ama artık ben sadece bunu duymuyordum. Artık başka bir şey duyuyordum.
Zamanın sesini.
Beklemenin ağırlığını.
Değişimin sessizliğini.
İçimde uzun yıllar taşıdığım o soru hâlâ oradaydı ama artık acıtmıyordu:
Turşuluk salamura sirke midir?
Cevap basit değildi. Belki de hiç basit olmamıştı.
İçimde Kalan Son Düşünce
Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, bu soru sadece turşuyla ilgili değildi.
Hayatım boyunca her belirsizlikte aynı soruyu farklı şekillerde sormuşum:
Doğru ne? Sabır ne kadar? Değişim ne zaman olur?
Ve her seferinde cevap, biraz tuzlu suyun içinde, biraz sirkenin keskinliğinde ama en çok da bekleyişin içinde saklıymış.
Anneannemin mutfağı artık eskisi kadar kalabalık değil belki ama o kavanoz hâlâ duruyor.
Ve ben her baktığımda aynı şeyi düşünüyorum:
Bazı soruların cevabı kelimelerde değil, zamanın kendisinde gizli.