Kayseri’nin Sırlı Günlerinden Birinde NOR: Duyguların Boğuşması
O An, Tam O An
Bir yaz günüydü, Kayseri’nin sıcak sokaklarında yürürken, bir yandan düşündüklerimle bir yandan çevremdeki dünyayla boğuşuyordum. Her şey ne kadar da karışıktı; içimdeki duygular adeta birbirine girmişti. Çevremdeki insanlar bir yerlere doğru aceleyle yürürken, ben de bir adım önde olmak istiyordum, ama içimdeki karmaşadan bir türlü çıkamıyordum.
Öyle bir an vardı ki, kalbim her zamankinden daha hızlı çarpıyordu. Bir yandan heyecan, bir yandan korku… Her şey birbirine karışmıştı ve o anda tam olarak ne hissettiğimi bilemiyordum. Kayseri’nin o yaz sıcağında, sıcak havanın altında yürürken, beynim de sıcak gibiydi. Hangi düşüncemi seçmeliyim? Ne yapmalıyım? İşte o an bir çözüm ararken, bir şey hatırladım: “NOR.”
NOR, o an bana çok şey anlatıyordu. “Hayır” demek, başkalarının isteklerine evet demek yerine, kendi sınırlarını belirlemek demekti. Ama içimde bir ses vardı: “Gerçekten bunu yapabilir misin?”
Bir Günah Gibi NOR
O günün öncesinde, Kayseri’deki bir kafede, bir arkadaşım bana bir şeyler anlatıyordu. Sözleri sanki içimi delip geçiyordu; öyle samimiydi ki, onu dinlerken kendimi tanıyamadım. O an fark ettim ki, o kadar çok şey kabul ediyorum ki, aslında ne istediğimi bilmemek bir alışkanlık haline gelmiş. Diğer insanlara hayır demek zor, bazen de imkansız gibi geliyor. İçimde bir boşluk vardı, ama bunu fark etmek bile bir tür cesaret gerektiriyordu.
Arkadaşım, bana sürekli kendi düşüncelerini dayatıyor, bana sürekli “Bunu yap, şunu dene” diyordu. Oysa ben, hayatımda bir yerlerde kendime ait bir şey bırakmak istiyordum. Ama korkuyordum, korktuğum şey belki de yalnız kalmaktı. Onunla geçirdiğim zamanlarda da her şey bana baskı yapıyordu; hangi filmi izlemeliyim, hangi yemeği yemeliyim, hangi kararları vermeliyim? Ve bu baskı karşısında, sonunda kendime karşı bir şeyler söylemek zorunda kaldım: “NOR.”
O an, kelimenin anlamını tam olarak anlamasam da, kalbimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. “Hayır” demek, aslında bir duyguyu reddetmek değil, kendi duygularımın peşinden gitmek demekti. O kadar da zor değildi aslında.
Bunu Gerçekten Yapabilir Miyim?
Bir hafta sonra, hayatımda önemli bir karar almak üzereydim. Kayseri’de bir iş görüşmesi vardı ve ne yazık ki başka bir yerde yaşamak zorunda kalacağım bir durumdaydım. Ailem ve arkadaşlarım sürekli “Bu fırsatı kaçırma, buna ihtiyacın var” diyordu. Herkes benden aynı şeyi bekliyordu. Ama içimde bir his vardı, sanki başka bir yönüme gitmeliyim. O anda, o eski “evet”lerimi sorgulamaya başladım. Şimdi, bir kere olsun “Hayır” demek, hayalini kurduğum bir şeydi.
İçimden bir ses bana “NOR” dedi. Kendi yolumu seçmeliydim, başkalarının istediği gibi değil. Çünkü kendi içimde bir huzur bulmam gerekiyordu. Ama işte o an, korkularım da vardı. Ne olacak? Herkes ne der? Ya başarısız olursam? Ama daha da korkutucu olan şey, gerçekten kendimi tanımama korkusuydu. Yıllardır başkalarının isteklerine göre yaşamıştım, peki ya şimdi? Bunu gerçekten yapabilir miydim?
Hayır Dediğimde Beni Bekleyen Yeni Bir Dünya
İçimdeki kararsızlıkla boğuşurken, sonunda kendi kararımı verdim. “Hayır” dedim. Ailem, arkadaşlarım ve çevremle olan bağlarımda bir kopukluk hissettim ama kendimle yeniden bir bağlantı kurmuştum. Kendime ait bir şeyler bulmuştum. Kayseri’nin o bunaltıcı sıcak gününde, aslında bir tür özgürlük hissettim.
O anda, NOR demek sadece bir kelime değil, bir duruştu. Herkesin bana dayatmaya çalıştığı şeylere karşı durmak, beni ben yapan şeyleri savunmaktı. O anı hatırladıkça, içimdeki o karmaşanın çözülmeye başladığını hissediyorum. Bazen bir “Hayır” demek, gerçek kimliğimize en yakın adım olabilir.
Sonunda, bir adım attım ve o adım hayatımı değiştirdi. Artık bir adım daha atmak için daha cesurdum. NOR, bazen bir başlangıç, bir adımdı. Çünkü kendi sınırlarını bilmek, hayata dair gerçek bir anlam taşıyordu.